Bir Pazar Söyleşisi
Arkadaşlar hepinize merhaba,
Öncelikle şunu söylemeliyim; şu an bu salonda sadece öğrencileri değil; yarının hâkimlerini, savcılarını, savunma makamının temsilcilerini ve belki de uluslararası arenada ses getirecek hukukçuları görüyorum. Muhtemelen şu sıralar uykusuz geceler, kalın Roma Hukuku kitapları veya bitmek bilmeyen Medeni Hukuk pratikleri ile boğuşuyorsunuz. ‘Bu kadar maddeyi gerçekten ezberleyecek miyim?’ diye kendinize soruyor olabilirsiniz. Hemen söyleyeyim; hayır, ezberlemeyeceksiniz. Çünkü hukuk, ezberlenen bir metin değil; yaşanan bir mantık silsilesidir. Değerli arkadaşlar, kanunları herkes okuyabilir. Hatta artık yapay zekâ, herhangi bir kanun maddesini saniyeler içinde bulup önümüze getiriyor. Ancak hukukçu olmak, o kuru metne ‘ruh’ katmaktır. Kanun, ne yapmanız gerektiğini söyler. Hukuk, neden yapmanız gerektiğini fısıldar. Sizin asıl göreviniz, toplumsal vicdan ile teknik kurallar arasında o ince köprüyü kurabilmek. Bir olay karşısında ‘Bu kanuna uygun mu?’ sorusundan önce, ‘Bu adil mi?’ sorusunu sorma cesaretini hiç kaybetmeyin. Dünya çok hızlı değişiyor. Bizim zamanımızdaki hukuk ile sizin icra edeceğiniz hukuk çok farklı olacak. Kendinizi sadece klasik alanlarla sınırlamayın. İyi bir hukukçu, sadece hukuk kitaplarını değil; teknolojiyi, felsefeyi, sosyolojiyi ve hatta psikolojiyi de okumalıdır. Çünkü insanı anlamadan adalet dağıtamazsınız.
Öncelikle şunu söylemeliyim; şu an bu salonda sadece öğrencileri değil; yarının hâkimlerini, savcılarını, savunma makamının temsilcilerini ve belki de uluslararası arenada ses getirecek hukukçuları görüyorum. Muhtemelen şu sıralar uykusuz geceler, kalın Roma Hukuku kitapları veya bitmek bilmeyen Medeni Hukuk pratikleri ile boğuşuyorsunuz. ‘Bu kadar maddeyi gerçekten ezberleyecek miyim?’ diye kendinize soruyor olabilirsiniz. Hemen söyleyeyim; hayır, ezberlemeyeceksiniz. Çünkü hukuk, ezberlenen bir metin değil; yaşanan bir mantık silsilesidir. Değerli arkadaşlar, kanunları herkes okuyabilir. Hatta artık yapay zekâ, herhangi bir kanun maddesini saniyeler içinde bulup önümüze getiriyor. Ancak hukukçu olmak, o kuru metne ‘ruh’ katmaktır. Kanun, ne yapmanız gerektiğini söyler. Hukuk, neden yapmanız gerektiğini fısıldar. Sizin asıl göreviniz, toplumsal vicdan ile teknik kurallar arasında o ince köprüyü kurabilmek. Bir olay karşısında ‘Bu kanuna uygun mu?’ sorusundan önce, ‘Bu adil mi?’ sorusunu sorma cesaretini hiç kaybetmeyin. Dünya çok hızlı değişiyor. Bizim zamanımızdaki hukuk ile sizin icra edeceğiniz hukuk çok farklı olacak. Kendinizi sadece klasik alanlarla sınırlamayın. İyi bir hukukçu, sadece hukuk kitaplarını değil; teknolojiyi, felsefeyi, sosyolojiyi ve hatta psikolojiyi de okumalıdır. Çünkü insanı anlamadan adalet dağıtamazsınız.
Birkaç tavsiye vermek İsterim.
Kesinlikle dil öğrenin. Sadece İngilizce değil, hukukun evrensel dilini konuşabilmek için bir yabancı dili ‘hukuki literatürü takip edecek düzeyde’ mutlaka heybenize koyun.
Zorunlu stajınızı beklemeyin. Adliyelere gidin, duruşma izleyin. Tozu yutmadan, o kürsülerin ağırlığını hissetmeden teorik bilgi havada kalır.
Network değil, dostluk Kurun. Yanınızdaki arkadaşınız yarın bir davada rakibiniz veya meslektaşınız olacak. Rekabeti değil, dayanışmayı temel alın.
Zorunlu stajınızı beklemeyin. Adliyelere gidin, duruşma izleyin. Tozu yutmadan, o kürsülerin ağırlığını hissetmeden teorik bilgi havada kalır.
Network değil, dostluk Kurun. Yanınızdaki arkadaşınız yarın bir davada rakibiniz veya meslektaşınız olacak. Rekabeti değil, dayanışmayı temel alın.
Ve en önemlisi; vicdan.
Konuşmamı bitirirken şunu unutmamanızı istiyorum; cübbenizin düğmesi yoktur, çünkü adalet kimseden emir almaz. Ama cübbenizin bir cebi de yoktur, çünkü adaletin bir bedeli olamaz. Sizler sadece birer profesyonel değil, toplumun vicdan sigortasısınız. Yolunuzun her zaman hukuktan, adaletten ve en önemlisi vicdanınızdan geçmesini diliyorum.
Şimdi, merak ettiklerinizi, korkularınızı veya heyecanlarınızı paylaşma sırası sizde. Sorularınızı bekliyorum.
Şimdi, merak ettiklerinizi, korkularınızı veya heyecanlarınızı paylaşma sırası sizde. Sorularınızı bekliyorum.
Ailem beni mezun olunca direkt 'Suits' dizisindeki Harvey Specter gibi havalı bir ofiste, gökdelenlerin tepesinde hayal ediyor. Gerçekte bizi ne bekliyor?
Harvey Specter hayaliyle başlayıp, icra dairelerinde ‘Bu dosya neden hala işleme konulmadı?’ diye memurla çay içerek pazarlık yaparken bulabilirsiniz kendinizi. İlk yılınız muhtemelen gökdelenlerde değil, adliyenin bodrum katındaki tozlu arşivlerde geçecek. Ama üzülmeyin; o tozlar, en iyi avukatların parfümüdür! Hem Mike Ross da işe kütüphane rafları arasında başlamıştı, sabredin.
Hukuk kitapları neden bu kadar kalın ve ağır? Bel fıtığı riskine karşı bir kanun maddesi yok mu?
Aslında o kitaplar sadece bilgi içermez, aynı zamanda bir savunma aracıdır. Yarın bir gün mahkemede karşı tarafın avukatı çok üzerinize gelirse, masaya bir ‘Medeni Hukuk’ ciltli baskısı bırakmanız karşı tarafa psikolojik üstünlük sağlar. Ayrıca spor salonuna gitmenize gerek kalmaz; her gün o çantayı taşımak başlı başına bir ‘crossfit’ antrenmanıdır. Hukuk fakültesi bitince sadece diplomanız değil, kaslı kollarınız da olacak! Ama iki bel fıtığı ameliyatı geçirdiğimi söylemeden edemeyeceğim.
Hukuk okumaya başladıktan sonra arkadaşlarım 'Artık bizimle Türkçe konuşmuyorsun, her şeye İtiraz ediyorsun' diyor. Bu geçecek mi?
Geçmiş olsun, geri dönüşü olmayan yola girdiniz. Artık marketten ekmek alırken bile ‘Bu bir icap mıdır yoksa icaba davet mi?’ diye düşüneceksiniz. Sevgilinizle tartışırken ‘İddianı ispatla, delillerini sun!’ diyorsanız, tebrikler; tam bir hukukçu olmuşsunuzdur. Normalleşmek mi? Hukukta normal diye bir şey yoktur, sadece ‘makul şüphe’ vardır.
Arkadaşlar şaka bir yana...
Vaktinizi daha fazla almayayım; malum, okumanız gereken yaklaşık 4 bin sayfa ve süresi dolmak üzere olan bir ‘hak düşürücü süreniz’ mutlaka vardır.
Son olarak şunu unutmayın; mezun olduğunuzda çevrenizdeki herkes size ayaklı bir Google muamelesi yapacak. Eğer bir gün birisi gelip size bilmediğiniz bir yerden, örneğin ‘Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinin f bendinin dipnotunu’ sorarsa sakın paniklemeyin. Gözlerinizi hafifçe kısıp, çok emin bir sesle şunu söyleyin;
‘O konuda Anayasa Mahkemesi’nin çok taze bir iptal kararı var, henüz resmi gazetede yayınlanmadı; beklemede kalalım.’
Bu cümle sizi en az 6 ay idare eder!
Hepinize başarılar, adaletle kalın.
Son olarak şunu unutmayın; mezun olduğunuzda çevrenizdeki herkes size ayaklı bir Google muamelesi yapacak. Eğer bir gün birisi gelip size bilmediğiniz bir yerden, örneğin ‘Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinin f bendinin dipnotunu’ sorarsa sakın paniklemeyin. Gözlerinizi hafifçe kısıp, çok emin bir sesle şunu söyleyin;
‘O konuda Anayasa Mahkemesi’nin çok taze bir iptal kararı var, henüz resmi gazetede yayınlanmadı; beklemede kalalım.’
Bu cümle sizi en az 6 ay idare eder!
Hepinize başarılar, adaletle kalın.